Türkiye’de Leonardit

1. Giriş  Milyonlarca yıl önce tropik ve yarı-tropik bitkilerin, karasal canlı organizmaların tatlı su göllerinde çökelmesi, basınç ve sıcaklık altında jeolojik aktivitelerle yataklanması kömürleşme sürecini oluşturmaktadır. Leonardit, linyitin yüzey korunmazlığında, kömürleşme sürecinden etkilenmeyerek oksitlenmesiyle oluşan veya humustan süzülen hümik asitle zenginleşmiş tortuların oluşturduğu düşük ranklı bir kömürdür. Bitki beslenmesi için gerekli makro ve mikro besin elementlerince zengin durumdadır Linyit havzalarının üst bölgeleri, geçirdikleri oksitlenme süreci ve humus tortulaşmasına bağlı olarak, leonardit özelliği taşıyabilirler.  Ülkemizde birçok linyit yatağı bulunmaktadır. Bunlardan başlıcaları; Soma, Kütahya, Uşak, Muğla, Konya, Trakya bölgesi, Bolu, Yozgat, Çanakkale bölgelerindeki linyit yataklarıdır. Bitki besin elementleri içermesi, toksik element içeriğinin düşük olması ve humik asit içeriğinin yüksek olması nedeniyle ülkemizde bugüne kadar yapılan araştırmaların büyük bir kısmında leonarditin toprak destekleyici olarak kullanım potansiyeli üzerinde özellikle durulmuştur. Bitki verimine etkisi, organik madde içeriği ve humik madde içeriğinin değerlendirilmesi gibi konularda çalışmalar yapılmıştır. Leonardit, bitki besin elementleri bakımından toprakla kıyaslandığında, fosfor (P2O5) yönünden yüksek, potasyum (K) bakımından fakirdir, kalsiyum karbonat içerikleri çok yüksek, toprak reaksiyonları (pH) nötr civarındadır. Mikro elementlerden bitki tarafından alınabilir (Olivella, M.A ve ark.). Leonardit, organik madde kaynağı olarak çok ilginç bir tarihe sahiptir. 1940 ve 1950’lerde bilim adamları toprak ve bitkilerden doğal olarak meydana gelen katı hümik asitin yararlarını anlamaya başlamışlardır. Aynı zamanda farklı…

Okumaya devam edin Türkiye’de Leonardit

Peyzaj Uygulamalarında Torf Kullanımı Ve Torfların Genel Özellikleri

PEYZAJ UYGULAMALARINDA TORF KULLANIMI  VE  TORFLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ   Doç. Dr. Doğanay TOLUNAY İ.Ü. Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı   1. GİRİŞ   Ülkemizde son 10-20 yıl içinde yeşil alan ve bahçe düzenlemeleri, başka bir ifadeyle peyzaj uygulamaları önem kazanmaya başlamıştır. Ülkemiz topraklarının genellikle killi ve kireçli olması sebebiyle yeşil alan düzenlemelerinde kullanılan toprakların ıslah edilmesini gerektirmektedir. Ayrıca peyzaj uygulamalarında genellikle arazi tesviyesi için mevcut toprak yerine, başka yerlerden hafriyat sonucunda elde edilmiş toprakların getirilmesi de yaygınlaşmıştır. Dışarıdan getirilen bu toprakların da peyzaj uygulamaları için çok uygun olmaması (organik maddece fakir, killi, alkalen vb), yine ıslah edilmeleri zorunluluğunu doğurmaktadır. Gerek düzenleme yapılacak alanlarda mevcut topraklara, gerekse dışarıdan getirilen topraklara çeşitli fiziksel ve kimyasal özelliklerinin ıslahı için kum, organik madde (ahır gübresi, kompost vb), torf gibi materyaller karıştırılmaktadır.    Torf, gerek peyzaj uygulamalarında, gerekse fidan harcı olarak kullanılan karışımlarda en fazla tercih edilen materyallerdendir. Ancak kullanılan torflar yerli, ithal ya da siyah, beyaz torf gibi çok farklı özelliklere sahip olabilmektedir. Peyzaj uygulamalarında kullanılan torfların özelliklerinin çok farklı olması ve torf hakkında bilgi eksikliği hem beklenen faydanın sağlanamaması, hem de ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu sebeple bu çalışmada hem torflar hakkında bilgi verilmesi, hem de peyzaj uygulamalarında kullanımları hakkında çeşitli öneriler getirilmesi amaçlanmıştır.   2.…

Okumaya devam edin Peyzaj Uygulamalarında Torf Kullanımı Ve Torfların Genel Özellikleri

Leonardit ve Hümik Asitin Bitki Gelişimi Üzerine Etkileri

HÜMİK ASİTTopraktaki organik maddelerin ana içeriği humustur. Hümik asit ise humusun en aktif maddesidir. Günümüzde artan kimyasal gübre kullanımı humusun hızla tükenmesine neden olmuştur. Oysaki humus gübrelerin alınımını kolaylaştıran bir maddedir. Bu sorunun çözümü için son yıllarda hümik madde (hümik asit ve fulvik asit) uygulamaları yapılmaya başlanmıştır. Toprak organik maddesi; canlı, cansız ya da çürümüş (dekompoze) olan tüm organik maddeleri içeren bir terimdir. Tamamen çürümüş organik yapılar HUMUS olarak adlandırılır. En iyi humus kaynağı dekompoze olmuş bitki ya da kompost materyalleridir. Yüksek hümik asit içeriğine sahip humatlar da uzun süreli ve iyi bir humus kaynağıdır. Hümik maddeleri Şekil 1’de görüldüğü gibi üç ana gruba ayırmak mümkündür; Fülvik asit, Hümik asit ve Hümin. HÜMİK MADDELER Fülvik Asit Fülvik Asit Hümin Açık Sarı Sarı-Kahverengi Koyu Kahve Rengi Gri-Siyah  Siyah  Bu tabloda Sağa gidildikçe,·         Renk yoğunlu artar·         Polimerizasyon derecesi artar·         Moleküler ağırlığı artar·         Karbon içeriği artar·         Oksijen içeriği azalır·         Asit değişimi azalır·         Çözünürlük azalır Hümik Maddelerin Kimyasal ÖzellikleriAdı geçen terimleri kısaca tanımlamak gerekirse;Humus: Toprağın % 65-75’ini oluşturan temel maddesidir. Tamamen çürümüş organik maddelerden oluşur. Toprak verimliliğinde önemli rol oynar. Humik maddeler: Üç organik kalıntı olan hümin, fülvik asit ve hümik asitten oluşan kimyasal bir gruptur. Hümik olmayan maddeler: Reçine, bal mumu ve organik asitler gibi çözünmez ve dekompoze olmamış organik maddelerdir. Humatlar: Hümik asit tuzlarıdır. Fülvik asitler: Tüm pH koşulları altında suda çözünür…

Okumaya devam edin Leonardit ve Hümik Asitin Bitki Gelişimi Üzerine Etkileri